olmayınca..

belki tuttukça mutlu olurum diye, elini yalandan tuttuğum tüm adamlar için kendimden özür dilerim. mutluluk beklenince gelen bir şey değilmiş. geldiğinde zaten anlıyormuşsun ve o an yanında kim varsa, onun elini tutmalıymış insan..

kadınlar.

kadınlar susarak gider… çok uzun emekler verir ilişkisini yürütmek için. birinin kadını olmayı yüreği, beyni, ruhu o kadar zor kabul etmiştir ki, başka bir adama ait olmayı istemez. erkek gibi, çorbanın tuzu eksik diye kavga çıkarmaz mesela, tam tersi, konuşmamız...

içimde kalmasın.

şimdi biz, ikimiz uzun uzun yazmıyoruz uzundur. o veya  bu şekilde, belki de sebepsiz. bir diyeceğim var ama benim, burada yazılan yazılar dönüp dolaşıp önüme geliyor yazarları başkalarıy-mış gibi. sanki zamanında biz dememişiz de, yeni yazılmış. ehh eytere bea...

..aşk emirdir tanrıR...

..ve ben çırılçıplak bir itaat etten, kemikten, candan.. Dünyanın en korkunç şeyidir birini sevmek. *** İnsan kendi gözünden çıkan ışığı görür, gözünün parladığını bilir. O seviyor diye kendini seversin birden, gün boyu pamuklar içinde. Kötü rüya...

bu hayal meyal masal he...

“Ev ile yol arasındaki çatışmada geçer hayat; macera ile huzur arasında, kapıdan geçenin ardından gitmek ile evin içinde duranla durmak arasında… Sonra gün geliyor, bir kişi çıkıyor ortaya. Hem yolun hem evin oluyor; hem maceran hem huzurun, kapıdan geçenin...

Dilerim olsun…

Dilerim: Başucunda teklemeyen bir saat, bilincinde keskin bir ışık ve ruhunda bir battaniye dursun. Yerde hep, seni istediğin yere götürecek bir çift terlik olsun. Karanlığın kısa sürsün, ılık olsun. Tünel olmuş olsun, aydınlığa...
Premium Wordpress Themes